Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar - Bandırma Haber Bandirma.comBandırma Haber Bandirma.com

Ömer Çelik’ten önemli açıklamalar

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Gurup Başkan Vekili Engin Özkoç’un 15 Temmuz özel oturumunda yaptığı konuşmaya tepki göstererek “Maalesef dün yüce mecliste FETÖ’nün lanetlenmesi gerekirken CHP Sözcüsü çıkmış Cumhurbaşkanımızı hedef alan talihsiz ahlakla bağdaşmayan konuşma yaptı. FETÖ’ye karşı duruşun güncellenmesi gereken bir günde bu şekilde FETÖ’ye birkaç cümle ile değinip Cumhurbaşkanımızı hedef almak sabotajdır. 15 Temmuz’un yıl dönümünde hakimlere, savcılara çağrı yaparak Yassıada zihniyetini diriltmeye çalıştırıyorlar. Cumhurbaşkanımıza yapılmak istenen suikastı yargı vesayeti ile yapmaya çalışıyorlar

Bandırma Düğün Salonu

Ömer Çelik’ten önemli açıklamalar
Son Güncelleme :

29 Ağustos 2020 - 22:08

AK Parti Sözcücü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlemiş olduğu basın toplantısında,  gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Konuşmasına şehitlere rahmet dileyerek başlayan Çelik, geçen hafta  terörün kanlı yüzünü farklı şekillerde bir kere daha gösterdiğini söyledi.  Çelik, buna karşın çeşitli olaylarda görülmüş olduğu gibi bu terör eylemlerini  kınamaktan kaçınan, masumların hayatını kaybetmesi karşısında bile terör örgütünü  saklamaya çalışan bir çizginin maalesef utanç verici şekilde hayatiyetini devam  ettirdiğini belirtti.

Terörle mücadelenin ne kadar haklı ve meşru olduğunun her olayda bir  kez daha görüldüğünü dile getiren Çelik, “Türkiye’nin kararlılığı tamdır, terörle  mücadele bütün vasıtalarla bütün operasyon yöntemleriyle hukuk içerisinde sonuna  kadar sürdürülecektir.” ifadelerini kullandı.

Nijerya’da gemi kaçırılması olayına değinen Çelik, “İçinde Türk  mürettebat var. Bunlarla ilgili konuyu takip etmekteyiz. Dışişleri Bakanlığımız ve  istihbarat birimlerimiz konu üstünde yoğun bir biçimde çalışıyorlar. Şu anda  size bu sürdürülen faaliyetlerin ve operasyonların selameti açısından kapsamlı  bilgi vermeyeceğim ama çok büyük bir hassasiyetle takip edildiğini, ilk andan  itibaren bütün birimlerimizin olay üzerine yoğunlaştığını bilmenizi isterim. Biz  de burdan elimizdeki imkanlarla takip etmekteyiz. Bir an evvel sağ salim  kurtulmalarını diliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“BİR ŞEREF LEVHASI OLARAK YERİNİ KORUYACAK”

Dün 15 Temmuz darbe girişimi ve buna karşı milletin direnişinin yıl  dönümü olduğunu anımsatan Çelik, millet olma hassasiyetinin bu direnişle nasıl  güncellendiğinin görüldüğünü dile getirdi.

Bu ihanet şebekesine karşı aziz milletin ortaya koyduğu direnişin,  Türk milletinin demokrasiye verdiği değeri ve bunun için ne büyük bedeller ödemeye  kararlı olduğunu bir kere daha gösterdiğini dile getiren Çelik, her sene dönümünde  acıların tazelendiğini hemde direnişin defalarca anıldığını söyledi.  Çelik, şöyle devam etti:

“Hükümetin, yüce Meclisin, güvenlik güçlerinin, yargı mensuplarının  direnişi, asker üniforması giymiş teröristlere karşı topyekun devletin direnişi  ama en önemlisi sivil halkımızın ortaya koyduğu direniş ebediyete kadar  alnımızda taşıyacağımız bir şeref levhası olarak yerini koruyacak. Fakat maalesef  dün yüce Meclis’te FETÖ’nün lanetlenmesi gerekli olan, yüce milletin direnişinin bir  kez daha selamlanması gerekli olan bir günde CHP sözcüsü çıkmış, Sayın  Cumhurbaşkanımızı hedefleyen, oldukça talihsiz ve ahlakla bağdaşmayacak bir  konuşma yapmıştır. Bu konuşma yeni bir safhaya geçildiğini gösteriyor. Çok uzun  zamandır, bir itibarsızlaştırma siyasetinin peşinde koşanlar, 15 Temmuz’daki  darbe girişimine ‘tiyatro’ diyenler, şimdi gözüküyor ki bu tiyatro söyleminden  vazgeçmiş ama bir şaşırtma siyasetine doğru dönmüşlerdir. Bir söylem analizi  yapılsa bir cümle ile FETÖ’ye değiniyorlar, sonra geriye kalan 20-50 cümleyle  seçilmiş cumhurbaşkanını, seçilmiş hükümeti suçlamaya devam ediyorlar. Maalesef  oldukça talihsiz bir konuşmayla bu ahlak dışı ifadeler ortaya koyulmuştur.  Bunun adı aslında FETÖ’ye karşı bütün bir duruşun yeniden güncellemelerinin yapılması gerekli olan  bir günde, bu direnişin yeniden anılması gerekli olan bir günde, bu biçimde FETÖ’ye  bir kaç cümleyle değinip daha sonra Türkiye’nin meşru cumhurbaşkanını hedef almak  olsa olsa bir siyasi sabotajdır.”

O gece Meclis’te bütün partilerden, CHP’den de milletvekillerinin  bulunduğunu, CHP’ye gönül vermiş çok sayıda siyasetçinin darbe girişimine karşı  olma konusunda oldukça samimi olduğunu bildiklerini ve onları tenzih ettiğini  vurgulayan Ömer Çelik, “Ama genel başkanlarının ve sözcülerinin maalesef  sistematik şekilde bu siyasi sabotaja imza attıklarını görüyoruz.” dedi.

Çelik, CHP’ye gönül vermiş vatandaşların daima bu  değerlendirmelerin dışında olduğunu ifade etti.

Darbe girişiminde özel bir tim gönderilerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan’ın canına kastedildiğini anımsatan Çelik, muhalefetin her konuşmada  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef almasını eleştirdi.

Çelik, darbe girişimi yaşandığında AB’den gelen mesajın Mısır’daki  darbeyle ilgili ortaya konan mesaj ile aynı olduğunu ve buna büyük eleştiriler  getirdiklerini anımsatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Maalesef 15 Temmuz’un 3. Yıl dönümünde dün yine bir açıklama  yaptılar. ‘O geceyi çok canlı bir biçimde hatırlıyoruz, Türk halkıyla  dayanışmamız sorgulanamaz.’ Açık ve net bir biçimde AB’nin bu darbe girişiminin  adını koyarak kınamaktan kaçınmasındaki büyük soru işaretleri artarak devam  etmektedir. Demokrasi konusunda, hukuk devleti konusunda bu kadar yüksek  ilkelerden bahseden odakların, bu darbe girişimi karşısında bu derece geçiştirici  üslupla konuşması kınanması gerekli olan bir tutumdur.”

“CHP’NİN SİYASİ TARİHİNİN TEMEL YAKLAŞIMI BUDUR”

Bunun iç siyasetteki karşılığının CHP Genel Başkanı ve sözcüleri  tarafından yerine getirildiğinin önemini vurgulayan Çelik, “İlk başta 15 Temmuz’a  ‘darbe girişimi’ derken 20 Temmuz’da hukuk içerisinde alınmış, Avrupa İnsan  Hakları Sözleşmesi’nin cevaz vermiş olduğu bir konuyu, olağanüstü hal ilan edilmesini  bile bir darbe olarak nitelendirerek itibarsızlaştırmaya çalıştılar. FETÖ’ye bir  cümleyle değinerek daimi olarak hükümete saldırmaya çalıştılar. CHP’nin siyasi  tarihinin temel yaklaşımı budur. Katil ile kurban arasında yer değiştirme  siyasetidir bu.” dedi.

CHP’nin bütün ihtilallerde, yargı vesayeti konusunda da bunu  yaptığını, daima için bu mazereti ürettiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle  sürdürdü:

“Bu sefer büyük bir biçimde milletin topyekun direnişi karşısında bunu  yapamayınca itibarsızlaştırma siyasetinden vazgeçip maalesef bu siyasi sabotaja  imza atmaya çalışıyorlar. Şunun adının net bir biçimde koyulması lazım, Sayın  Cumhurbaşkanımıza sık sık ifade ediyorlar ‘diktatör’ diye. Diktatörlerin temel  özelliği, kendi halklarından korkarlar, tankın, topun, tüfeğin arkasına  saklanırlar halka karşı. O gün Sayın Cumhurbaşkanımız yurttaşlarımızı sokağa  çağırdığı gibi kendi hayatını, ailesinin hayatını da tehlikeye atarak, İstanbul’a  inmiş ve bu direnişe öncülük, başkanlık etmiştir. Dolayısıyla en azından bunu  takdir etseler, bunun altını çizseler, fakat buna değinmekten bile kaçınan  tutumları var.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yürekli bir savcı yok mu?  Yürekli bir savcı Sayın Cumhurbaşkanı’nı çağırmayacak mı?” dediğini hatırlatan  Çelik, “Marmaris’te Cumhurbaşkanımıza yapılmak isteneni yargı vesayeti yolu ile  devam ettirmeye çalışıyor. Bu utanç verici bir şeydir. Hem de bunu 15 Temmuz’un  yıl dönümünde yapıyor.” ifadelerini kullandı.

Daha önce de CHP’li bir milletvekilinin “Biz birtakım savcılarla  görüşüyoruz, ‘siz iktidarı düşürün gerisini bizlere bırakın’ diyorlar” dediğini  belirten AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:

“Bakın bu Yassıada zihniyetidir. CHP Genel Başkanından ve CHP  yönetiminden açık ve net bir tutum bekliyoruz demiştik. Daha sonra bir  milletvekilleri çıkmıştı darbe çağrısı yapmıştı. Bu utanç verici bir olaydır  demiştik, CHP Genel Başkanı ve sözcülerine bunu kınayın demiştik ama maalesef  bizatihi bu tavırların bu zihniyet, bu odaklar tarafından sahiplenildiği  görülmektedir. Yani 15 Temmuz’un yıl dönümünde bir bildiri yayınlayarak, Sayın  Cumhurbaşkanı’na dönük olarak bu derece hem Meclis’te hem daha sonra CHP Genel  Başkanının kendisi tarafından bu biçimde bir siyasi tutum alınması maalesef,  şaşırtma siyasetinin, meselenin, FETÖ’nün konuşulmasını engellemek, milletin  direnişinin konuşulmasını engellemek ve bu biçimde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedefe  koymak biçiminde olduğu görülüyor. Ama tabii bütün bu şaşırtma siyasetine, bütün  bu siyasi sabotaja en güzel cevap tabii ki dün gece Atatürk Havalimanı’nda o  büyük milletimizle milli birlik ve dayanışma içindeki buluşmayla koyulmuş  oldu.”

“AZİZ MİLLETİMİZ BUNU GÖRMEKTEDİR”

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadeleyi bir devlet politikası  haline getiren kişinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki  kararlar manzumesi olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği FETÖ ile mücadeleyi FETÖ’nün bu  milletin devletine ve çeşitli alanlarına nüfuz etmiş bütün odaklarını temizleme  siyasetini bir devlet politikası haline getirmeyi, Sayın Cumhurbaşkanımızın  liderliğindeki kadrolar almıştır ve bu mücadelenin de liderliğini yürütmektedir.  FETÖ’yü devletin ve milletin bütün unsurlarından temizlemek, bütün gizli  unsurlarını ortadan kaldırmak için ortaya konulan bu siyaset ortadayken buna  Sayın Cumhurbaşkanımız liderlik ederken 15 Temmuz günü CHP Genel Başkanı ve  sözcüleri tarafından Sayın Cumhurbaşkanımızın hedef alınmasının neye hizmet  ettiği bizim tarafından açıktır. Aziz milletimiz de bunu görmektedir. Maalesef  aynı mantığı, aynı şekilde devam ettirmeye çalışmaktadırlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast girişiminde bulunmak üzere Marmaris’e  giden timin haftalarca Marmaris’te saklandığını hatırlatan Çelik, “Bunlar hukuk  önüne çıkartılmışken, şimdi onlar tutuyorlar 15 Temmuz’un yıl dönümünde  savcılara, hakimlere faili meçhul çağrılar yaparak bir yargı vesayeti  oluşturmaya, Yassıada zihniyetini yeniden diriltmeye çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.

“Kendileri değil miydi? Bütün bunların bir sivil toplum örgütü  olmaktan çıkıp bir terör örgütüne dönüştüğü net bir biçimde ortaya çıktığında,  kendileri, kendi arkadaşları değil miydi bunların kurumlarına destek verenler?”  ifadesini kullanan Çelik, şöyle devam etti:

“Sayın Kılıçdaroğlu bugün grup konuşmasında da söylüyor, ‘FETÖ’nün  siyasi ayağı ortaya çıkartılsın’ diyor, çıkartılsın. Meclis soruşturması diye bir  şeyden bahsediyor. Şimdiye kadar FETÖ unsurları askerden, polisten ve çeşitli  devlet kurumlarından temizlenirken bu, yürütmenin iradesi sayesinde olmuştur.  Sürekli olarak kuvvetler ayrılığından bahsediyor, fakat yürütmenin yapması  gerekli olan bir işi Meclise havale etmeye çalışıyor. Şimdiye kadar bunlar Meclis  soruşturmasıyla mı oldu? Tabii ki Gazi Meclis’in vermiş olduğu bu destek, paha biçilmez  bir kıymete sahiptir. Fakat burda da meseleyi sulandırmak gibi bir tavır  içerisinde olduğu, esasında yüce Meclis’in mekanizmalarını da istismar etmek  manasına gelecek bir tutum içine girdiği görülüyor. Yüce Meclisin her  mekanizması, her soruşturması, her araştırması tabii ki kıymetlidir ama  Kılıçdaroğlu’nun bunu iyi niyetle söylemediği şimdiye kadar ortaya koyduğu  tavırdan, tutumdan bellidir.”

“HANGİ SİYASİLER DESTEK VERMİŞTİR?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Bu darbe girişiminin  başbakan adayı, bakan adayları kimdi?” diye sorduğunu anımsatan Ömer Çelik, “Evet  hepimiz merak ediyoruz bunu, bir gün ortaya çıkacaktır. Hükümet, yürütme,  devletin bütün aygıtları bunun ortaya çıkması için elinden gelen çabası  gösteriyor. Eğer siyasi ayak arıyorsanız illa bunu sorgulamak gerekmektedir. MİT  tırları hadisesinde, Türkiye’nin Suriye’ye bakan gözü kapatılmak istenirken  devletin Orta Doğu’daki çıkarları kötüleştirilmek istenirken o meseleye kimler,  hangi siyasiler destek vermiştir? O meselenin basın propagandasını kimler  yapmıştır?” değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi olarak bir özeleştiri yapılacaksa kimlerin özeleştiri yapması  gerektiğinin belli olduğuna değinen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız öldürülmek istenirken  hükümet ortadan kaldırılmak istenirken gerçek askerler, emniyet güçleri yok  edilmek istenirken kimlerin önünden tanklar çekilerek onların oradan güvenli bir  şekilde çıkması söz konusu olmuştur? Ben bu biçimde bir polemik üretmek  istemiyordum ama şöyle bir durum var, kendi kullandıkları mantığı kendilerine  çevirdiğimiz zaman şu özeleştiriyi verecekler, ne için bütün siyasiler öldürülmek  istenirken yalnızca bir şahıs için tanklar geriye çekilerek bu güvenli yolu  açmıştır? Kimseyi suçlamıyoruz, herhangi bir isnatta bulunmuyoruz ama herkezin  hesap vermesinden bahseden kişinin böyle bir durum karşısında millete verecek bir  hesabı yok mudur?

Ne için herkes hedef alınırken kendisi hedef alınmadığıyla ilgili  söyleyecek bir şeyi yok mudur? O gün Cumhurbaşkanımızı öldürmek isteyenlerin  ortaya koyduğu tutumu nerdeyse mazur göstermeye çalışan bir yargı vesayeti  oluşturmaya çalışacaksınız. 15 Temmuz’daki direnişi anılması gerekli olan bir yerde  tutacaksınız seçilmiş cumhurbaşkanımızı hedef göstereceksiniz, üstelik ahlak  dışı, siyaset dışı, izan dışı ifadelerle hedef göstereceksiniz ondan sonra da  ‘Biz darbelere karşıyız’ diyeceksiniz. Eğer bu siyasi muhasebe yapılacaksa  herkezin önce kendinden başlaması gerekir. Biz bunların devlet içerisinde  paralel bir yapılanmaya dönüştüğü, kadrolaşmaya başladığı, bir casusluk şebekesi  olarak hareket ettiği, beşinci kol faaliyeti yürütmüş olduğu görüldüğünde bu mücadeleyi  en kuvvetli şekilde vermiş bir kadroyuz. Bu mücadelede her çeşit tehdide karşı da  kararlılıkla ilerleyen bir kadroyuz. Bunun bir devlet politikası olarak  kurumsallaşması Cumhurbaşkanımızın sayesinde olmuştur.”

“BİR ORGENERAL KAÇ YILDA YETİŞİYOR?”

Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve parti sözcülerinin, 15  Temmuz’daki “asıl ruhu sabotaj edecek” bir faaliyet içine girdiklerini  belirterek, “Bunu dil ucuyla bile ifade edecek bir hassasiyet gösterememişlerdir.  Öyle şeylerden bahsediyorlar ki sanki bu süreç bütünüyle AK Parti döneminde  başlamış. Bu süreç içerisinde ordudan atılan orgeneraller var, bir orgeneral kaç  senede yetişiyor? Bu terör örgütünün çok uzun zaman kendini gizleyerek devlet  içerisinde gizli bir kadrolaşma içerisinde olduğu çok çeşitli hükümetlerin  dönemine sair olan bir durumdur. Bu kadrolaşmanın bir casusluk faaliyeti olduğu  anlaşıldığı andan itibaren zaten buna karşı gerekli olan tutum alınmıştır. Bu tutum  alındığı için o gece bunlar, Cumhurbaşkanımız ve seçilmiş hükümeti hedef  almışlardır.” biçiminde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet hedef alınmasaydı tankların kenara  çekilip onlara da yol göstereceğini dile getiren Çelik, “Ama kimlerin kendilerini,  kendi terör örgütlerini hedef aldıklarını bildikleri için onları öldürmeye  çalıştılar. Kendileri açısından mazur olanlara da güvenli bir çıkış yolu  verdiler.” dedi.

“ANAYASAMIZIN VERDİĞİ YETKİ KULLLANILMIŞTIR”

Herkesin kendisiyle ilgili bir konudaki durumu açıklığa kavuşturmadan  bir başkasıyla alakalı olarak siyasi bir tutum geliştirmemesi gerektiğine dikkati  çeken AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:

“15 Temmuz’a ‘darbe girişimi’ dedikten sonra 20 Temmuz’a ‘darbe’  diyorlar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve Anayasamızın vermiş olduğu yetki  kullanılmıştır. Mücadeleyi etkili bir biçimde yürütmek için bu imkana ihtiyaç  duyulmuştur. Bu ihtiyaç görülmüş olduğu gibi güvenlik güçlerinden ve kritik yerlerden  bu kişilerin temizlenmesi için oldukça önemli bir işlev ortaya koymuştur. Ama  siyasi eleştiri ve karşıtlıkla siyasi sabotaj arasında fark var. Dün geldiğimiz  nokta maalesef siyasi sabotaj olarak nitelendireceğimiz bir noktadır. FETÖ’nün  Cumhurbaşkanımıza yönelik tavrını aynen siyaset diliyle sürdürmeye çalışan,  FETÖ’nün Sayın Cumhurbaşkanımızı hedefleyen tutumunu siyaset diline tercüme  etmeye çalışan bir tutumun hiçbir biçimde meşruiyeti yoktur. Baştan aşağı  gayrimeşrudur, ahlak dışıdır ve siyaset adına da utanç vericidir. Bunun  arkasından gelecek şey örtülü bir biçimde FETÖ’yü meşrulaştırma sonucu  doğuracaktır.”

TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmalar ve bugünkü grup toplantısına yönelik  CHP’ye eleştirilerde bulunan Çelik, “Bir söylem analizi yapılsın; bütün  konuşmalarına baktığınızda Fetullahçı Terör Örgütü’nden (FETÖ) kaç kere  bahsedip, Cumhurbaşkanı’nı kaç kere hedef almışlar, FETÖ’yü kaç cümleyle  eleştirip arkasından onun kaç katı cümleyle FETÖ karşısında direnenleri  itibarsızlaştırmaya çalışmışlar, bunlar net bir biçimde görülecektir.”  diye konuştu.

CHP’nin “Bütün darbelere karşıyız.” söylemine rağmen darbe çağrısı  yapan milletvekillerine karşı bir tutum almamalarının bunun bir “takiye” olduğunu  gösterdiğini vurgulayan Çelik, “Yassıada zihniyetini oluşturacak biçimde bir  söylem kullanmaya devam etmeleri bunun yalnızca şeklen söylenmiş bir söz olduğunu  ifade ediyor. Keşke demokratik değerlere sahip çıkmak konusunda daha tutarlı,  daha derin bir siyaset ortaya konulmuş olsa.” ifadelerini kullandı.

“FETÖ’YÜ ÖRTBAS ETME BORSASI GİBİ BİR TUTUM ORTAYA ÇIKIYOR”

AK Parti Sözcüsü Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun  partisinin grup toplantısında dile getirdiği “FETÖ borsası” ifadesine ilişkin,  “FETÖ borsasından bahsediyor bugün. Bir yerde bir ‘FETÖ borsası’ var ise açık ve  net bir biçimde ortaya konulsun, hep birlikte üstüne gidelim. Ama diğer bir şeye  giderek, ‘FETÖ’yü örtbas etme borsası’ gibi bir tutum ortaya çıkıyor.” dedi.

“FETÖ’nün bir takım unsurlarını çeşitli yollarla kurtarmaya çalışması”  gibi bir durum var ise bunun üstüne gidileceğinin önemini vurgulayan Çelik, “Ama  arkasından kurduğunuz cümlelerle ‘FETÖ’yü örtbas etme borsası’nın bir delili  olarak grup konuşmalarınız nerdeyse bir seri haline geldiği zaman da burada bulunan  tutumunuz maalesef şüpheli hale gelmektedir.” açıklamasını yaptı.

“DEMOKRATİK YOLLARLA SİYASET YAPIYORSA ONLARIN HAKLARINI KORURUZ”

Çelik, FETÖ ile mücadelenin sonuna kadar devam edeceğini vurgulayarak,  şöyle devam etti:

“Bugün tabii ki yine ‘müthiş’ dış politika analizleri dinledik.  ‘Müthiş’ derken, parantez içinde bir ünlem işareti olduğunu biliyorsunuz. Bir  yandan ‘darbelere karşıyız’ diyor, öbür taraftan dış politikada darbe yapanlarla  barışmak gerektiğinden bahsediyorlar. ‘İhvan kardeşliği’ diye bir şeyden  bahsediyorlar. Dünyanın her tarafında demokratik güçlerden yana olduğumuzu  söyledik. ‘İhvan kardeşliği yapmayın’ diyenlere biz de şunu söylüyoruz; ihvan ya  da diğer bir grup demokratik yollarla iktidara gelmişse, demokratik yollarla  siyaset yapıyorsa onların haklarını koruruz. Ama demokratik yollarla siyaset  yapan birilerini sırf ‘ihvan mensubudur’ diye eleştirerek, ihvan düşmanlığı da  yapmayın. İhvan kardeşliği diye eleştirdiğiniz şey esasında kendi yaptığınız ihvan  düşmanlığının örtülü halidir.”

Türkiye Cumhuriyeti kanunları içinde kurulmuş, bu ülkede siyaset  yapan, bu ülkenin milli ruh köküne bağlı bir siyasi kadro olduklarını ve dünyanın  her yerinde de demokratik değerlerle iş başına gelenleri savunduklarını belirten  Çelik, “Sadece adı ‘ihvan’ olduğu için birilerini bu değerlerden dışarda tutmaya  çalışmayın. Mısır’da ihvan konusunda gösterdiğimiz hassasiyeti Venezuela  Anayasası gereği iş başına gelen Maduro hükümeti için de gösteriyoruz veya  dünyanın başka yerleri için de gösteriyoruz. Önemli olan demokratik ilkeler  konusunda ilkeli ve samimi bir tutum ortaya koymaktır.” ifadelerini kullandı.

AB’NİN TÜRKİYE’YE YÖNELİK KARARLARI

Çelik, AB’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine  yönelik kararlarıyla ilgili, AB’nin “Ada’da iki tarafın birleşmesi” biçiminde bir  tutum içinde olduklarını söylediğine işaret ederek, “Fakat ortaya koydukları  tavrın Ada’daki bölünmüşlüğü derinleştirmekten diğer bir işe yaramayacağı  açıktır. Bu yaptırımları ortaya koymalarının Türkiye için hiçbir etkisi  olmayacaktır.” ifadesini kullandı.

AB’nin önceden açık bir biçimde “Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türkiye  Cumhuriyeti tarafı üzerine düşeni yapmıştır.” dediğini ama arkasından Rum  tarafını tutmaya devam ettiğini aktaran Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şunu net bir biçimde ortaya koyalım; Avrupa Birliği sözünü tutmayan  bir kurum olmuştur. Mülteci anlaşmasıyla birlikteki mesele yalnızca ‘3 artı  3 000 000 avro’ değildi; üst düzey diyalog toplantıları gerçekleşecekti, fasıllar  açılacaktı, başka hususlar hayata geçecekti. O arada bir ay içerisinde 4-5 kere  Türkiye’yi ziyaret edenler daha sonra verdikleri sözlerin hiçbirini tutmadılar.  Kıbrıs konusunda da artık Avrupa Birliği herhangi bir biçimde tarafsız veya  gözlemci statüsü olan bir odak olma vasfını kaybetmiştir.

Burada Rum kesimi ile ortaya koydukları dayanışma, bir demokratik  dayanışma, bir siyasi ilkeler dayanışması da değildir. Maalesef tipik bir mahalle  dayanışmasıdır. Tipik mahalle dayanışmasıyla Türkiye’yi Kuzey Kıbrıs Türk  Cumhuriyeti’nin çıkarlarını veya Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarını korumaktan  herhangi bir biçimde alıkoyamayacaklarını bilmeleri gerekir. ‘Fatih’ gemimiz,  ‘Yavuz’ gemimiz görev yapmaya devam edecek. Orada kıta sahanlığımız içindeki  egemenlik haklarımızı muhafaza etmeye devam edeceğiz. KKTC’nin ruhsat vermiş olduğu alanlarda  bunları muhafaza etmeye devam edeceğiz.”

“SAMİMİYETSİZLİĞİN, TEK TARAFLI DAYANIŞMANIN GÖSTERGESİ”

AK Parti Sözcüsü Çelik, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Deniz  Kuvvetleri’nin koruma görevini yerine getireceğinin altını çizerek şöyle konuştu:

“AB bu yaptırımı ortaya koyduğu, Yunanistan Dışişleri Bakanı bu devlet  adamına yakışmayan tavrı ortaya koyduğu zaman, Rum kesiminin ‘Akdeniz’in şımarık,  haylaz çocuğu’ olarak AB tarafından bu biçimde korunması söz konusu olduğunda  Türkiye’nin yapacağı şey kendi hak ve çıkarlarını, KKTC’nin hak ve çıkarlarını  koruma konusunda vites yükseltmekten ibarettir. Dolayısıyla sözünü tutmayan, bir  mahalle dayanışması içinde olan, demokratik ilkelerden giderek uzaklaşan AB’nin  ortaya koyduğu bu yaptırımlar bizlere yalnızca samimiyetsizliğin, tek taraflı  dayanışmanın, demokratik, siyasi ilkeler konusundaki ilkesizliğin yeni bir  göstergesi olarak görünmektedir.”

Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in açıklamalarının sorulması üzerine  Çelik, şunları söyledi:

“Tam olarak ne kast etmiş onu Cemil Bey’e sormak gerekir. AK Parti  içerisinde çeşitli zamanlarda olduğu gibi işte örneğin en son milletvekillerimizle  bir araya geldi Sayın Cumhurbaşkanımız, bütün bunlarda siyasi ilkelerimizin yeni  gelişen birtakım olgulara göre nasıl güncellenebileceği, önümüzdeki dönemlerde  hangi reformlara imza atabileceğimiz, geçmişten bugüne yaptıklarımızla  kazanımlarımızı nasıl pekiştirebileceğimiz bunların üstüne nasıl yeni kazanımlar  ekleyebileceğimiz şekildeki mekanizmaları en kuvvetli şekilde çalıştırmaya gayret  ediyoruz. En son milletvekilleriyle bir araya geldiğimiz toplantıda da zaten  milletvekili arkadaşlarımızın iç politika ile ilgili, dış politika ile ilgili,  seçim süreciyle ilgili ve kendi illeriyle alakalı olarak değerlendirmeleri geniş  bir kapsamda ele alındı. AK Parti içerisinde bu çalışmalar sürüyor ama eksiksiz olarak  ne söylemiş Cemil Bey’e sormak gerekir.”

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile görüştüğüne dair iddiaların sorulması  üzerine, “Mehmet Şimşek birlikte Bakanlar Kurulunda görev yapmış olduğumuz çok kıymetli  bir arkadaşımızdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın kime randevu vermiş olduğu, kime randevu  vermediğini biz eksiksiz olarak bilemeyiz, o özel kalemi tarafından bilinecek bir  şeydir. Sayın Cumhurbaşkanımızın çok geniş yelpazede kendinden randevu talep  edenlerle çeşitli istişareler için, çeşitli toplantılar için bir araya geldiğini  biliyoruz kendinin yaklaşımı budur. Yeter ki burda siyasi prensibi muhalif  olsun, muvafık olsun hiç fark etmez bu siyasi eleştirilerin belirli ilkeler  çerçevesinde yapılması temelindedir. Mehmet Şimşek Bey’le görüşmenin içeriğini  bilmiyorum o Cumhurbaşkanımızın takdirlerindedir.” diye konuştu.

FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmalarına ilişkin soru üzerine Çelik, şöyle  devam etti:

“Siyasi ayak, askeri ayak, emniyet ayağı ve yargı ayağı işte çeşitli  konularda örgütlenmesi var, hepsi, hiçbiri ihmal edilmemesi gerekli olan karşımızda  bir bölücü terör örgütü var. Biz bununla mücadeleyi zaten kendi içimizde bunu tespit  ettiğimiz anda bahsettiğiniz gibi attık bunları, kendimizden uzaklaştırdık.  Sadece milletvekili seviyesinde değil, teşkilatlarda gördüklerimiz var ise  teşkilatlarda ayıkladık, bürokraside görmüş olduğumuz var ise bürokraside de ayıkladık.  Parti olarak kendi iştigal sahamız içerisinde bu öğelerden ne var ise bu  mücadeleyi sürdürdük. Hükümet yine aynı şekilde bu mücadeleyi güçlü bir  şekilde devam ettiriyor fakat şöyle bir soru soruluyor, ‘Her türlü ayağı ortaya çıktı,  siyasi ayağı da ortaya çıksın’ tabii ki çıksın siyasi ayağı da. Biz siyasi ayakla  alakalı olarak düşündüğümüz ve tespit ettiklerimizi uzaklaştırdık. Hükümet zaten  çeşitli bakanlıklarda bunu gerçekleştirdi.”

Çelik, konuşmasında şunları kaydetti:

“Burada Mecliste soru önergesi açılmaması sanki bu sorunun akamete  uğratılması gibi sunuluyor. Bu kadar mücadele neyle yapıldı arkadaşlar, tabii ki  yüce Meclisin desteği son derece önemlidir, yüce Meclisin burda vermiş olduğu desteğe paha  biçilemez ancak bu yürütmenin ortaya koyduğu inisiyatifle yürütmenin aldığı  kararlarla ortaya koyuldu. Cumhurbaşkanımızın bakanlarla aldığı kararlarla ortaya  koydu. Bundan sonra ne yapılacak, bundan sonra ne mekanizma kurulacak diye bir  şey yok. Şimdiye kadar olan mücadele sonuna kadar sürdürülecek. Burada şu var,  örneğin tutup da sırf siyaset yapabilmek için bir arkadaşımızı ‘Sen bilmem geçmiş  zamanda bunların bölücü terör örgütü vasfı henüz söz konusu değilken bu biliniyor  değilken gitmişsin ziyaret etmiştin’ gibi bir şey yapılıyor.

Dün o konuşmayı yapan şahsın da belli bir zamanda ziyaret ettiğine  dair, bugün CHP’den o konuşmayı yapan şahsın da belli bir zamanda ziyaret  ettiğine dair basında bir sürü haber var, bunun sonu gelmez. Buradaki mesele  şudur, kim bu örgütle iltisaklıdır, kimin irtibatı vardır, kim bunun üyesidir.  Bunun siyasi ayak, askeri ayak, öteki ve beriki değil sonuna kadar her alanda  üstüne gidilmesi gerekir. Şimdiye kadar sürdürülen mücadelede bu kapsamda sonuna  kadar yürütülecek. Yeni bir mekanizma söz konusu değil, şimdiye kadar ki mücadele  temposu artarak daha güçlü şekilde sürecek. Bizim kanaatimiz bu örgütün tam  olarak devletten, milletin içerisindeki çeşitli yapılanmalarından bunların temel  niteliği takiye olduğu için temizlenemediği yönündedir. Bu mücadelenin uzun  soluklu olarak sürmesi gerekmektedir.”

“ÜZERİNDE HASSASİYETLE DURULUYOR”

Yaz aylarında artan orman yangınlarını bölücü terör örgütü PKK’nın  üstlendiğine dair soruya Çelik, şu cevabı verdi:

“Terör örgütü mensuplarını, bölücü terör örgütünün çeşitli yayın organlarını  takip ettiğiniz zaman bu biraz da propaganda aracıdır, ekolojiden işte ekolojik  birtakım konulardan çok bahsederler ama temel vasıfları ekolojiyi de terörize  etmektir, bir ekoterör oluşturmaktır. Maalesef bu çok uzun süreden beri bu terör  belasıyla beraber Türkiye’nin başındaki büyük problemlerden bir tanesidir.  Özellikle yaz dönemi geldiği zaman genel itibari ile yangınlarla ilgili hassasiyet  gösteriyor ama bölücü terör örgütünün bu faaliyetleri ile alakalı olarak da bu hassasiyet  özel bir biçimde takip ediliyor. Bu bahsettiğiniz konu da da bölücü terör örgütüyle  bağlantılı birileri sahiplendi, birtakım açıklamalar yaptı. Bunlar üstünde  hassasiyetle duruluyor. Bir sonuca ulaşılırsa sizle paylaşırız. Kim vardır  arkasında, bunu kimler yapmıştır, şu an için ulaştığımız elimizde bir sonuç yok.”

Bilgilendirme

İHA - Anadolu Ajansı ve diğer ajanslar tarafından yayınlanan yurt haberleri Bandirma.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, söz konusu
ajansların yayınladığı şekliyle Bandirma.com sayfalarında yer almaktadır.
Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır.
Haberle ilgili şikayetleriniz için 
bize ulaşabilirsiniz


YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.