Faydalı diye bilinen doğal bitkilerde zehirlenme tehlikesine dikkat! - Bandirma.com | Bandırma Haber | Dağlı Medya HaberBandirma.com | Bandırma Haber | Dağlı Medya Haber

23 Ekim 2021 - 07:42

Faydalı diye bilinen doğal bitkilerde zehirlenme tehlikesine dikkat!

Faydalı diye bilinen doğal bitkilerde zehirlenme tehlikesine dikkat!
Son Güncelleme :

09 Ekim 2021 - 12:34

71 kez okundu

Virüslere karşı bağışıklığını güçlendirmek amacı ile doğal ürünlere yönelenleri tüketim konusunda uyaran Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi Mikrobiyoloğu Dr. Nisa Sipahi, “Sağlık için ayrı ayrı tüketildiğinde çok yararlı olan iki tıbbi bitki, bir araya geldiğinde ölümcül bir moleküle dönüşebiliyor” dedi.
Havaların soğuması, korona virüs vaka sayılarının artış göstermesi nedeni ile yurttaşlar bağışıklık sistemlerini kuvvetli tutmak için aktar ve doğal ürünlere akın etmeye başladı. Fakat, sistemi kuvvetli tutmak hastalığa hatta zehirlenmeye kadar gidebiliyor.

Bağışıklık sisteminin vücutta canlılık olaylarını yöneten bir sistem olduğunu, dışardan gelecek mikroorganizmalara karşı sistemin vücutta savaş açtığını belirten Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi Mikrobiyoloğu Dr. Nisa Sipahi, “Vücudumuzda bütün canlılık olaylarını yöneten sistemler bulunur. Beslenme gibi sindirim gibi boşaltım gibi bütün canlılık sistemleri çeşitli sistemler tarafından yürütülür. Bağışıklık sistemi de bu sistemlerden biridir. Temel görevi vücudumuza dışarıdan girebilecek mikroorganizmalara karşı vücudumuzu savunmaktır. Yani dışarıdan vücuda mikrop girdiğinde bağışıklık sistemi bunu tanır yabancı olarak kabul eder, ona bağlanır ve onu yok eder. Ancak bağışıklık sistemimizin tek görevi bizi enfeksiyon hastalıklarından korumak değildir. Bununla beraber vücutta oluşan kanser hücrelerinin tümör kitlelerinin yok edilmesinde deforme olmuş hasar görmüş dokuların bertaraf edilmesinde ve yenilenmesinde bağışıklık sisteminin görevlerinde bulunur. Bağışıklık sistemi çok kompleks bir sistemdir. Vücutta pek çok mekanizma ile yönetilir. Bir çok doku organ hücre bağışıklık sisteminin yapısına katılır” diye konuştu.

“Güçlü bir bağışıklık sistemine ihtiyacımız yok”
Bağışıklık sisteminin az çalıştığında da çok çalıştığında da hastalıklar getirebileceğini, hatta kuvvetli bir bağışıklık sistemine yurttaşların ihtiyaçları olmadığını dile getiren Dr. Sipahi, “Bağışıklık sistemi az veya çok çalıştığında da bazı hastalıklar meydana gelebilir. Örneğin immün yetmezlik hastalığı dediğimiz bir hastalık var. Bağışıklığın çok ciddi derecede genetik seviyede yetersiz olması, bu durumda ağızda sık sık yaralar, aflar, uçuklar çıkabilir. Anne ise birey sık düşük yapabilir. Yeni doğan bebeklerde de ölümler olabilir. Bunların hepsi immün yetmezliği hastalığından kaynaklanabilir. Böylesi durumlarda doktora başvurmak gerekir. Bağışıklık sisteminin çok fazla çalışması da bazı hastalıkları tetikleyebilir. Örneğin alerji gibi, aşırı duyarlı reaksiyon gibi bunlar vücudu yoran daha sağlıklı doku ve hücrelere zarar veren durumlardır. Birde bağışıklık sistemi sayesinde ilgili olarak oto immün hastalıklar vardır. Normalde bağışıklık sistemi vücuda bir mikrop girdiğinde onun yabancı olduğunu bilir ve onu yok eder. Fakat oto immün bireylerde oto immün hastalıklarda immün sistem kendi vücudunu yabancı olarak kabul eder, kendi duyularına ve hücrelerine savaş açar. Bu da MS gibi romateik artış gibi çeşitli hastalıkları tetikleyebilir. Bu nedenle diyoruz ki kuvvetli bir bağışıklık sistemine ihtiyacımız var. ‘Hayır’ kuvvetli bir bağışıklık sistemine ihtiyacımız yok. Dengeli ve daha sağlıklı bir bağışıklık sistemine ihtiyacımız var” dedi.

“Bağışıklık sistemi 4 mevsim desteklenmeli”
Havaların soğuması ile ufak çaplı salgınların olduğunu, insanların kapalı mekanlarda yoğun bir çalışma temposuna girdiğini belirten Mikrobiyolog Nisa Sipahi, “Bağışıklık sistemi dört mevsim desteklenmesi gerekmektedir. Sağlıklı ve dengeli bir bağışıklık sistemine sahibi olduğumuz sürece hem enfeksiyon hastalıkları hem de kanser gibi bazı kronik rahatsızlıkların önüne geçebiliriz. Kış aylarında mevsime bağlı şekilde gribal enfeksiyonlarda soğuk algınlıklarında veya diğer kronik rahatsızlıklarda artış meydana gelebiliyor. Şu anda okullar açıldı. Tahmin edebileceğiniz üzere çocuklar bulaşıcı hastalıkları birbirlerine çok basit bulaştırabiliyorlar. Dolayısı ile kışın böyle minik çaplı ufak salgınlar olabiliyor. Korona virüste de bu olabiliyor. Virüs yüksek sıcaklıklı dış ortamlarda fazla dayanıklı kalamıyor. Ama soğuk iklimlerde dışarıda kalabilme özelliği biraz fazla ve okullar açıldı, insanlar iş hayatlarına yaşamlarına geri döndüler. Yani bulaş vaka oranında artış yalnızca korona da değil diğerlerinde de artış gösterdi. Kış aylarında da bağışıklık sistemi biraz daha desteklenmesi gerekir. Tekrarlanan enfeksiyonlar tekrarlanan rahatsızlıklar bağışıklık sistemi üstünde bir stres oluşturur. Bir baskılanmasına yol açabilir” biçiminde konuştu.

“Sigara, alkol ve karbonhidrattan uzak durulmalı”
Vatandaşların stres yapmaması gerektiğini özellikle metropol şehirlerde insanların stresten uzak olamadığını belirten Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi Mikrobiyoloğu Dr. Nisa Sipahi, metropol şehirlerde insanların strese bir biçimde muhakkak bulaştığını hatırlatarak, “Bağışıklık sistemine güçlendirmek değil dengede ve daha sağlıklı bir biçimde ilerletmek gerekir. Bunun için dengeli ve daha sağlıklı bir uyku düzeni gerekebilir. Bununla beraber stresten uzak durmak, sigara ve alkol kullanmamak, tek tip beslenmemek gerekir. Bu dengeyi bu biçimde koruyabiliriz. Fakat tabi hepimiz pasta börek, tatlı tüketen bir toplumuz. Kızartma seven çok fazla ekmek tüketen bir toplumuz. Bu çok mümkün olmuyor. Herkes karbonhidrata çok fazla yönelim gösteriyor. Okullar açıldı 2 senedir duran bir dönemin ardından çok yoğun bir iş dönemi başladı. Herkes, ekonomik ve manevi kayıplarını engellemek için çok yoğun bir iş temposuna başladı. Dolayısı ile daha az uyku hatta uykusuz kalma durumları oluyor. Özellikle kalabalık şehirlerde metropol şehirlerde stresten uzak kalamıyoruz. Dolayısı ile bağışıklık sistemini dengeleyecek bütün faktörlerle baş edemiyoruz. Birisinden birisine yakalanabiliyoruz” ifadelerinde bulundu.

“Doğal ise doğadan ise sağlık için yararlıdır, sözü çok yanlış”
Bağışıklık sistemini dengeli tutmak için stresle bir arada olan yurttaşların gıda takviyeleri alması gerektiğini söyleyen Dr. Sipahi, yurttaşların doğal ise doğadan ise sağlık için yararlıdır olarak gördüğü ürünlerin esasında yararlı olmadığını zehirleyici ve öldürücü boyutları olduğunu belirttiği konuşmasını şu biçimde sonlandırdı; “Bu durumda beslenmeye önem göstermeliyiz. Gıda takviyeleri almalıyız. Gıda takviyelerini tüketirken dikkat etmemiz gerekli olan var. Pazarda çok fazla gıda takviyeleri var. Çeşitli tıbbi içeren arı ürünleri içeren pek çok gıda takviyesi var. Bunları bildiğimiz doğru güvenilir kaynaktan temin etmeliyiz. Etkinliği ve güvenliği araştırılmış ürünlere yönelmeliyiz. Örneğin tıbbi bitki içeren karadut aldınız. Karadutun içinde B ve C vitaminleri içerir çok yüksek oranda profenolik ürün içerir sağlık için bağışıklık sistemi için bir hayli önemli bir üründür. Fakat karadutun vücutta daha sağlıklı etkilerini görebilmeniz için söz gelimi 100 gram tüketmeniz gerekmektedir. Ama sizin aldığınız üründe 10 gram karadut bulunduğu zaman karadutu tüketseniz bile daha sağlıklı etkilerini vücutta göremeyiz. Yani boşuna tüketmiş oluruz. Dolayısı ile ürünlerin dozu yoğunluğu konsantrasyonu bu manada son derece önemlidir. Bir nokta var ki o da bir hayli önemli. Bu takviye edici gıdalarda genelde çeşitli kombinasyonlara rastlıyoruz. 2 tıbbi bitkinin karışımı. Bir arı ürünü ile diğer tıbbi bitkinin karışımı gibi preperatlar bir hayli fazla. Bunların da uygun kombinasyonlarının yapılıp yapılmadığının belirlenmesi önemli. Çünkü genel kanı şu doğal ise doğadan ise sağlık için yararlıdır. Hayır bu çok yanlış bir cümle kimi zaman iki tıbbi bitki sağlık için tüketildiğinde ayrı ayrı tüketildiğinde çok yararlı olan iki tıbbi bitki bir araya geldiğinde ölümcül bir moleküle dönüşebiliyor. Zehirleyici toksikatsona neden olabiliyor. Bu nedenle de ürünün toksidesinin olup olmadığı yani daha sağlıklı olup olmadığını belirlenmesi ilgili testlerinin yapılması bir hayli önemlidir.”


YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
%d blogcu bunu beğendi: